i
ALİ EKBER ÇİÇEK (1935 - 26 Nisan 2006)

Pir Sultan'ım Katı Yüksek Uçarsın

Selamsız Sabahsız Gelir Geçersin

Dilber Muhabbetten Niye Kaçarsın

Böyle Midir Yolumuzun Töresi





ŞU YÜCE DAĞLARI DUMAN KAPLAMIŞ

Şu yüce dağları duman kaplamış
Yine mi gurbette kara haber var
Seher vakti burda kimler ağlamış
Çimenler üstünde göz yaşları var

Ufukta iz gördüm kızıl bayraktan
Bulutlar nem almış yeşil yapraktan
Bir kız ağlar sesi gelir uzaktan
Yine mi gurbette kara haber var

Gönlümüz gam alır böyle günlerde
Önüme çektiler bir siyah perde
Yar senin aşkınla tutuldum derde
Yine mi gurbette kara haber var


GÖNÜL GEL SENİNLE

Gönül gel seninle muhabbet edelim
Araya kimseyi alma sevdiğim
Ya benim kimim var kime yalvarayım
Kaldır kalbindeki karayı gönül

Solmazsa dünyada güzeller solmaz
Bu dünya fanidir kimseye kalmaz
Yalan dolan ile sofuluk olmaz
Mümin olan bekler ferahı gönül

Derviş Ali'm öğüt verir özüne
Gönül lutfeyledi kendi sözüne
Azrail konunca göğsün düzüne
Bekleme o zaman sırayı gönül


GÜL YÜZLÜ SEVDİĞİM

Gül yüzlü sevdiğim nemden incindin
Araya söz katan eldir efendim
Kul oldum kapına mürvete geldim
Göster cemalini güldür efendim

Dostun hünerleri gerçekler canı
Muhammet Ali'yle açtık dükkanı
Bahası biçilmez gerçek sultanı
O da bu asırda kuldur efendim

Kulun işi her an günah işlemek
Adettir fidanı kesip aşlamak
Bir mürvete yüz bin kan bağışlamak
Ta ezelden kadim yoldur efendim



AĞLAMA GÖZLERİM

Gurbet elde bir hal geldi başıma
Ağlama gözlerim mevla kerimdir
Derman arar iken derde düş oldum
Ağlama gözlerim mevla kerimdir

Huma kuşu yere düştü ölmedi
Dünya Sultan Süleyman'a kalmadı
Dedim yare gidem nasip olmadı
Ağlama gözlerim mevla kerimdir

Kağıda yazarlar ufak yazılar
Anasız olur mu körpe kuzular
Yürek yaralıdır ciğer sızılar & Ağlama gözlerim ...

Pir Sultan Abdalı'm böyle buyurdu
Ayrılık donları biçti giydirdi
Ben ayrılmaz idim felek ayırdı Ağlama gözlerim


CANANSIN DÜNYA

El vurup yaremi incitme tabib
Bilmem sıhhat bulmaz hicraneler var
Dert vuran yareme eylersin derman
Her can kabul etmez viraneler var

Vay dünya dünya, yalansın dünya
Vay dünya dünya, fanisin dünya
Yalan ile yalan olansın dünya
canansın dünya

Dert ehli olanlar insana gelir mürşide gelir
Elbette arayan dermanını bulur
Sadık der ki, kimde ne var kimbilir
Geşt-i güzar ettim elde neler var

Vay dünya dünya, fanisin dünya
Vay dünya dünya, daimsin dünya
Aşk ile pervane dönersin dünya
canansın dünya


NASIL YAR DİYEYİM

Nasıl yar diyeyim ben böyle yara
Mecnun edip çöle çöre saldıktan sonra
Alemin bağında bülbüller konmuş
Nidem benim gülüm solduktan sonra

Coşkun çaylar gibi çağlamayan yar
Gönlümü gönlüme bağlamayan yar
Benim şu derdime ağlamayan yar
Daha ağlamasın öldükten sonra

Karadır kaşların keman istemem
Şu gönlümde özge mihman istemem
Ölsem de derdime derman istemem
Ok vurup sinemi deldikten sonra

Pir sultan abdal'ım sürem bu yolu
İnsanı kamilin olmuşam kulu
İster yağmur yağsın isterse dolu
Gidem ben ummana daldıktan sonra




HAZİN HAZİN ESEN SEHER YELLERİ

Hazin hazin esen seher yelleri
Hiç bülbül öter mi gül olmayınca
Her aşık dünyada murad alamaz
Yanıp ateşlere kül olmayınca

Aşık isen dost bağından nuş eyle
Arif ol daima gönül hoş eyle
Her an enginlere akıp coş eyle
Ummana vanlmaz sel olmayınca


MEKTUP SELAM SÖYLE


Mektup selam söyle benden sılaya
Söyle benim için de eller ağlasın
Gözü yaşlı düştüm gurbet ellere
Uzaktır ararnızcla yollar ağlasın

Bu nasıl kuş imiş yuva yapmamış
Yaptığı yuvayı da tamam etmemiş
Sanki benim derdim bana yetmemiş
Bir dert de sen bana ekledin felek


O KADER (KADER DEĞİL)

Beni böyle bu hallere getiren
O kadere lanet yazıya lanet
Böyle acılarla ömrüm bitiren
O kadere lanet, yazıya lanet, güzele lanet

Ağla ey Nesimi sen sana acı
Bulunmaz dermanın yoktur ilacı
Bahtın kara senin kaderin acı
O kadere lanet, yazıya lanet, güzele lanet




İSMİNİ SEVDİĞİM

İsmini sevdiğim saadetli yarim
Özüm senin ile bir değil midir
Bu aşkın elinden yandım kül oldum
Beni Mecnun eden yar değil midir

Her andıkça aşkın beni coşurur
Dalgaların gelir baştan aşırır
Tuzak kurmuş aşığını düşünür
Siyah ebrulerin var değil midir

Veli'm der ki hayran oldum bakmadan
Kaşların hükmeder canım yakmadan
Böyle dostun hasretini çekmeden
Ölüm de bir yandan kar değil midir


KIRMA GÖNÜL ŞİŞESİNİ


Kırma gönül şişesini
Yapan bulunmaz bulunmaz
Yıkma hakkın binasını
Ören bulunmaz bulunmaz

Güzel şah nerden gelir salını salını
Gelir Hüsey'n'in göçü dolanı dolanı

Aşk perişandır şaşkına
Hak yardım etsin düşküne
Kerem gibi yar aşkına
Yanan bulunmaz bulunmaz

Güzel şah nerden gelir salını salını
Gelir Hüsey'n'in göçü dolanı dolanı


DERDİM ÇOKTUR HANGİSİNE YANAYIM

Derdim Çoktur Hangisine Yanayım
Gine Tazelendi Yürek Yarası
Ben Bu Derde Nerde Derman Bulayım
Meğer Şah Elinden Ola Çaresi

Efendim Efendim Benim Efendim
Benim Bu Derdime Derman Efendim

Türlü Donlar Giymiş Gülden Naziktir
Bülbül Cevreyleme Güle Yazıktır
Çok Hasretlik Çektim Bağrım Eziktir
Güle Güle Gelir Gelir Canlar Paresi

Efendim Efendim Benim Efendim
Benim Bu Derdime Derman Efendim

Pir Sultan'ım Katı Yüksek Uçarsın
Selamsız Sabahsız Gelir Geçersin
Dilber Muhabbetten Niye Kaçarsın
Böyle Midir Yolumuzun Töresi

Efendim Efendim Benim Efendim
Benim Bu Derdime Derman Efendim



HAYDAR HAYDAR


Çatılmadan yerin göğün binası
Muallakta iki nura düş oldum
Birisi Muhammet birisi Ali
Labın-i kelamide bire düş oldum

O derya yüzünde gezdim bir zaman
Yoruldu kanadım dedim el aman
Erişti carıma bir ulu sultan
Şehin Şah bakışlı ere düş oldum

Adem ile balçık olup ezildim
Bir noktada dört burufe yazıldım
Ademe can olup Şile süzüldüm
Muhabbet şehrinde kare düş oldum

On dört yıl dolandım Pervane'likte
Sıdkı ismini buldum divanelikte
Sundular aşk meyin mestanelikte
Kırkların ceminde dar'a düş oldum

Ezdi aşkın şarabını boş etti
Birisi doldurdu biri nuş etti
İkisi bir derya olup cuş etti
Lal ü mercan inci dürre düş oldum

Açtı nıkabını ol ulu sultan
Yüzünde yeşil ben göründü nişan
Kaf u nun süresin okudum o an
Arş kürs binasından yare düş oldum

Mecnun olup Leyla için dolandım
Buldum mahhubumu inanıp kandım
Gılmanlar elinden hulle donandım
Dostun visalinde nare düş oldum

Sıtkı' yam çok şükür didara erdim
Aşkın pazarında bak yola girdim
Gerçek ariflere çom meta verdim
Şimdi Hacı Bektaş pire düş oldum

OLMAYINCA (ERENLER CEMİNE)

Ey erenler şaha kimse eremez
Şahın Kamberine kul olmayınca
Kamber'im diyenler Kamber olamaz
Edep ile erkan yol olmayınca

Irakta arama vardır yakını
Gerçek olan talip bulur hakkını
Sana yükletmezler yolun yükünü
Bükülü kametin bel olmayınca

Cevahir yanmadan aşkın oduna
Kal olup varır mı sultan katına
Seni mi okurlar talip adına
Altın tek sararıp al olmayınca

Mecnun olan daim gezer dostunda
Aşkın badesini tutar destinde
Seni mi taşırlar başlar üstünde
Mürşit nazar kılıp hal olmayınca

Derdimend olmayan gönlü pak olmaz
Aşık olmayanlar sine çak olmaz
Kul Himmet döşenip yere hak olmaz
Akıtıp gözyaşın sel olmayınca

(Ek)
Coştu deli gönül bir dala konmaz
Akş olmazsa sinesi de sağ olmaz
Kul Himmet Üstadım yaramız onmaz
Mürşit nazar kılıp hal olmayınca








Ali Ekber Çiçek, Ankara Bağlama Kursu, Ankara Saz Kursu


i

İzmir 2. Cad. No:57/5 2.Kat Kızılay-ANKARA

Tel: +90 312 419 69 47

e - Posta: info@aydincaglarbaglamakursu.com

Ana Sayfa | Hakkımızda|| İletişim